Peyami Safa modernist bir yazar mıdır ?

Yildiz

New member
Bu durum, modernist edebiyatın kesinliklerden şüphe eden yapısıyla belli ölçüde gerilim oluşturur.

Üçüncüsü, Safa’nın fikir adamı kimliği romanlarına oldukça güçlü biçimde yansır. TDV, onun yalnızca romancı ve gazeteci değil, aynı zamanda fikir adamı olduğunu; Türk İnkılâbına Bakışlar, Felsefî Buhran ve Millet ve İnsan gibi düşünce eserleri kaleme aldığını belirtir.

Dolayısıyla Safa’yı yalnızca biçimsel yenilikler üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Onun romanlarında düşünsel bir yönlendirme ve değerler sistemi de vardır.

Peki psikolojik roman yazmak modernist olmak için yeterli mi?

Bence hayır.

Bu, tartışmanın en zayıf noktalarından biri. Bir romanın psikolojik olması onu otomatik olarak modernist yapmaz. Aynı şekilde bilinç akışı kullanılması da tek başına yeterli değildir.

Fakat Dokuzuncu Hariciye Koğuşunda olduğu gibi bilinç, beden, zaman, mekân ve algı birbirine bağlanıyorsa; karakterin dış dünyayı nasıl deneyimlediği anlatının temel unsuru hâline geliyorsa modernist edebiyatla ciddi bir ilişki kurmak mümkün olur.

Safa’da bunun birkaç romanda tekrarlanması da önemlidir. TDV, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih-Harbiye, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Yalnızızın roman tekniğindeki yenilikleriyle dikkat çektiğini belirtmektedir.

Bu nedenle Safa’yı “modernist tekniklere başvuran bir romancı” olarak tanımlamak oldukça sağlam bir zemine sahiptir.

Kadın ve erkek karakterler meselesi: Safa’nın dünyasına bugünden bakmak

Burada ayrıca Safa’nın karakterlerini bugünün toplumsal cinsiyet anlayışıyla değerlendirmek ilginç sonuçlar verebilir. Ancak “erkek karakterler stratejik, kadın karakterler duygusal” gibi kesin hükümler Safa’nın romanlarını açıklamak için yeterli değildir.

Örneğin Neriman üzerinden kadın kimliği, aşk, aile, kültürel aidiyet ve modernleşme meseleleri birlikte tartışılır. Onun kararlarını yalnızca “duygusal davranan kadın” şeklinde açıklamak karakterin yaşadığı toplumsal baskıyı görmezden gelmek olur.

Öte taraftan Safa’nın erkek karakterleri de yalnızca stratejik ve çözüm odaklı değildir. Bir Tereddüdün Romanındaki entelektüel karakterlerin şüpheleri, Dokuzuncu Hariciye Koğuşundaki anlatıcının kırılganlığı ve Yalnızızdaki karakterlerin zihinsel çatışmaları, erkekliğin de tek tip olmadığını gösterir. TDV, Bir Tereddüdün Romanında savaş sonrası Türk aydınının inanç buhranı, şüphe ve tereddütlerinin işlendiğini aktarır.

Bu açıdan kadınların empatik ve ilişkisel, erkeklerin ise stratejik ve çözüm odaklı olduğu yönündeki genellemeler edebî karakter analizinde de dikkatle kullanılmalıdır. Bazı karakterlerde böyle eğilimler görülebilir; fakat cinsiyet, karakter davranışlarını açıklayan tek değişken değildir. Sınıf, eğitim, yaş, kültürel çevre, kişisel travmalar ve içinde bulunulan tarihsel dönem de en az bunun kadar önemlidir.

Üstelik forum tartışmalarında farklı okurların aynı karakteri farklı biçimde yorumlaması edebiyatın zenginliğinin bir göstergesidir. Bir okurun Neriman’da özgürleşme arayışı görmesi, başka bir okurun onda kimlik kaybı görmesi mümkündür.

Safa’nın modernizminin güçlü ve zayıf tarafları

Bence Safa’nın modernist tarafının en güçlü kanıtı, insan psikolojisini romanın merkezine yerleştirmesi ve anlatım tekniklerini bu psikolojik derinliği göstermek için kullanmasıdır. Özellikle Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bunun çok güçlü bir örneğidir.

İkinci güçlü taraf, birey ile toplum arasındaki gerilimi yalnızca sosyal bir mesele olarak değil, bireyin zihinsel dünyasında yaşanan bir kriz olarak ele almasıdır.

Üçüncü güçlü taraf ise mekânları sembolik hâle getirmesidir. Fatih ve Beyoğlu gibi mekânlar yalnızca olayların gerçekleştiği yerler değil, karakterlerin zihinsel ve kültürel çatışmalarını görünür kılan unsurlardır.

Zayıf taraf ise romanların zaman zaman düşünsel tezlerin ağırlığı altında kalmasıdır. Bazı karakterlerin kendi bağımsız psikolojilerinden ziyade yazarın fikirlerini temsil eden figürlere dönüşmesi, modernist romanın çoğulcu ve belirsiz yapısıyla çelişebilir.

Başka bir ifadeyle Safa bazen okuru soruyla baş başa bırakmak yerine sorunun cevabını da vermek ister. Bu özellik, onu modernist edebiyatın daha radikal örneklerinden ayırır.

Benim vardığım sonuç: Modernist, ama “saf” bir modernist değil

Sonuç olarak Peyami Safa’ya “modernist değildir” demek bana göre Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Yalnızız gibi romanların teknik ve psikolojik özelliklerini yeterince hesaba katmamak olur.

Fakat onu hiçbir çekince koymadan “Türk edebiyatının modernist yazarı” olarak etiketlemek de aynı ölçüde sorunludur.

Daha doğru ifade bana göre şu: Peyami Safa, Türk romanında modernist anlatım imkânlarını güçlü biçimde kullanan; fakat düşünsel olarak modernleşmenin sonuçlarını sorgulayan, gelenek ile modernlik arasında kendi sentezini arayan bir romancıdır.

Onun modernistliği Batı’daki modernizmin basit bir kopyası değildir. Türkiye’nin kendi modernleşme sancılarından doğan, psikolojik çatışmalarla beslenen ve zaman zaman mistik ya da muhafazakâr bir çözüm arayışına yönelen özgün bir modernlik deneyimidir.

Belki de Safa’yı ilginç yapan tam olarak bu çelişkidir. Modernleşmeyi sorgularken modern roman tekniklerini kullanır. Akıl ve maddeyi tartışırken insanın bilinçaltına iner. Geleneksel değerleri savunurken bireyin iç dünyasındaki parçalanmayı son derece modern bir duyarlılıkla anlatır.

Bu yüzden forumdaki tartışmayı “Peyami Safa modernist mi, değil mi?” ikiliğinden çıkarıp şu sorular üzerinden sürdürmenin daha verimli olduğunu düşünüyorum:

Bir yazarın düşünsel olarak modernizme mesafeli olması, modernist anlatım tekniklerini kullanmasını engeller mi?

Bir romanda bilinç akışı, psikolojik çözümleme ve sembolik mekân kullanımı varsa, yazarın muhafazakâr düşünceleri onun modernist niteliğini ortadan kaldırır mı?

Neriman gibi karakterleri yalnızca “Doğu-Batı çatışmasının temsilcisi” olarak mı okumalıyız, yoksa onun bireysel korkularını, arzularını ve seçimlerini bundan bağımsız olarak da değerlendirebilir miyiz?

Ve belki en önemlisi: Modernist edebiyatı yalnızca Batı’daki örneklere bakarak tanımlamak yerine, Türkiye’nin kendine özgü modernleşme deneyimi üzerinden yeniden düşünmemiz gerekiyor mu?

Benim açımdan Safa’yı değerli kılan da tam burada ortaya çıkıyor. Onu tek bir edebî kutuya yerleştirmek yerine, çelişkileriyle okumak daha açıklayıcı. Çünkü Peyami Safa’nın romanlarında modernlik yalnızca ulaşılması gereken bir hedef değil; insanı değiştiren, bölen, huzursuz eden ve bazen de kendi kimliğini yeniden düşünmeye zorlayan bir deneyimdir.

Kaynakçayı görünür ve tutarlı kılKişisel girişi somutlaştır ve samimileştir

Kaynakçayı görünür ve tutarlı kıl

Kişisel girişi somutlaştır ve samimileştir

Tekrarlanan modernizm ölçütlerini sıkılaştır
 
Üst