Peyami Safa ne hastası ?

Gunkaya

Global Mod
Global Mod
Peyami Safa Ne Hastasıydı? Hastalığın Ötesinde Bir Hayat Hikâyesi

Peyami Safa’nın adını duyduğumuzda çoğumuzun aklına önce Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, ardından da hastalık, hastane ve acı gelir. Fakat “Peyami Safa ne hastasıydı?” sorusu, yalnızca bir tıbbi teşhis sorusu değildir. Çünkü Safa’nın hastalıkla ilişkisini anlamaya çalışırken aslında çocukluk, yoksulluk, eğitim olanakları, bedensel farklılık, erkeklik, aile yapısı ve dönemin toplumsal koşulları hakkında da konuşmaya başlarız.

Peyami Safa, çocuk yaşta sağ kolunda kemik veremine (kemik tüberkülozu) yakalandı. TDV İslâm Ansiklopedisi, hastalığın 1908 civarında ortaya çıktığını ve bu nedenle eğitim hayatının ciddi biçimde kesintiye uğradığını aktarır. Bazı tıp ve edebiyat araştırmalarında ise hastalığın sağ el ekleminde görülen kemik hastalığı olduğu, yıllarca tedavi gördüğü ve kolunu kaybetme tehlikesi yaşadığı belirtilir. İslam Ansiklopedisi+1

Burada benim kişisel bir deneyim aktarmam mümkün değil; bu yazıdaki değerlendirmeler biyografik kaynaklar ve akademik çalışmalar üzerinden yapılmıştır. Ancak konuya insan tarafından bakıldığında, Safa’nın hastalığının yalnızca bedeninde meydana gelen bir rahatsızlık olmadığını görmek oldukça önemli.

Hastalık Sadece Bedende mi Yaşanır?

Bugün sağlık ve engellilik konusunda önemli bir ayrım yapıyoruz: Bir insanın yaşadığı fiziksel sağlık sorunu ile toplumun o kişiye koyduğu engeller aynı şey değildir.

Peyami Safa’nın çocukluğunda yaşadığı kemik hastalığı elbette gerçek ve ciddi bir tıbbi sorundu. Fakat bunun sonuçlarını ağırlaştıran başka koşullar da vardı. Babası İsmail Safa, Peyami henüz çok küçükken sürgünde öldü. Aile ekonomik açıdan zor durumda kaldı. Safa’nın annesi iki çocuğunu güç koşullar altında büyütmek zorunda kaldı. Üstelik hastalığı nedeniyle düzenli eğitimini sürdüremedi. İslam Ansiklopedisi+1

Dolayısıyla “Safa hastaydı” demek doğru olsa da eksik kalır.

Daha geniş bir soru sormamız gerekir:

Hastalık, yoksulluk ve eğitimden kopuş aynı anda ortaya çıktığında bir çocuğun hayatını nasıl değiştirir?

Dünya Sağlık Örgütü'nün güncel yaklaşımı da tam olarak burada önem kazanıyor. WHO, sağlık eşitsizliklerinin yalnızca biyolojik hastalıklarla açıklanamayacağını; yoksulluk, eğitimden dışlanma, çalışma koşulları, sosyal destek eksikliği, ayrımcılık ve erişilebilirlik gibi faktörlerin de sağlık sonuçlarını belirlediğini vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü+1

Safa’nın yaşamına geriye dönüp baktığımızda bu yaklaşımın ne kadar açıklayıcı olduğu görülüyor.

Yoksulluk Hastalığın Sonuçlarını Nasıl Değiştirdi?

Peyami Safa’nın hikâyesindeki sınıf meselesi özellikle dikkat çekici. Burada “sınıf” derken yalnızca zengin veya fakir olmayı değil, sağlık hizmetlerine, eğitime, zamana, kültürel kaynaklara ve güvenli bir geleceğe ulaşma kapasitesini düşünmek gerekiyor.

Safa, ekonomik nedenlerle düzenli eğitimini tamamlayamadı. Vefa İdadîsi'ne devam ederken hastalık ve ailesinin geçim sıkıntıları nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Daha sonra çalışmaya başladı. Buna rağmen kendi kendisini yetiştirdi; yabancı dil öğrendi, tıp, psikoloji ve felsefeyle ilgilendi ve zaman içinde önemli bir romancı ve fikir adamı oldu. İslam Ansiklopedisi

Bu hikâyeyi yalnızca “çok çalıştı ve başardı” şeklinde anlatmak bana yetersiz geliyor.

Çünkü böyle bir anlatım, toplumsal eşitsizlikleri görünmez hâle getirebilir.

Bir başka çocuk aynı hastalığı geçirdiğinde aynı imkânlara sahip olmayabilir. Safa’nın entelektüel merakı, aile çevresinden aldığı kültürel destek ve bazı aile dostlarının yardımı onun için önemli avantajlardı. Örneğin Abdullah Cevdet’in kendisine Petit Larousse hediye ettiği ve Safa’nın bu kaynak üzerinden Fransızcasını geliştirdiği biyografik kaynaklarda anlatılıyor. İslam Ansiklopedisi

Yani karşımızda hem dezavantaj hem de kültürel sermaye taşıyan karmaşık bir hayat var.

Bu da sınıf analizinin neden önemli olduğunu gösteriyor: İnsanların yaşamını yalnızca “başarılı” veya “başarısız” olarak değerlendirmek yerine, hangi engellerle karşılaştıklarına ve hangi kaynaklara ulaşabildiklerine bakmak gerekiyor.

Bedensel Farklılık ve Toplumun “Normal” İnsan Tanımı

Peyami Safa’nın hastalığının başka bir boyutu da bedensel farklılık meselesidir.

Akademik çalışmalarda Safa’nın küçük yaşta kemik hastalığı nedeniyle hastanelerle ve hekimlerle yoğun biçimde karşılaştığı, yaşıtları açısından da bedensel farklılığı nedeniyle “öteki” konumuna itilebildiği ifade ediliyor. DergiPark

Bu nokta bugün engellilik sosyolojisi açısından oldukça tanıdık.

Toplum çoğu zaman sağlıklı, güçlü, hızlı, üretken ve fiziksel açıdan “standart” bedeni normal kabul ediyor. Bu standardın dışında kalan kişi ise yalnızca tıbbi bir sorun yaşamıyor; bakışlara, önyargılara, acıma duygusuna veya dışlanmaya da maruz kalabiliyor.

WHO da engelliliğin yalnızca kişinin sağlık durumundan kaynaklanmadığını, sağlık koşullarıyla çevresel ve toplumsal faktörlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor. Stigma, ayrımcılık, eğitim ve istihdamdan dışlanma gibi faktörler sağlık eşitsizliklerini büyütebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü+1

Bu açıdan bakıldığında Safa’nın yaşamındaki “hastalık” kavramını yalnızca doktor raporuyla açıklamak mümkün değil.

Peyami Safa'nın Edebiyatında Hastalık Neden Bu Kadar Önemli?

Belki de en dikkat çekici nokta burada.

Safa’nın kendi hastalık deneyimi, edebiyatına doğrudan yansımıştır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, büyük ölçüde onun çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki hastalık deneyimlerinin izlerini taşır. TDV İslâm Ansiklopedisi eseri büyük ölçüde otobiyografik olarak değerlendirirken, Fuat Yöndemli’nin tıp perspektifinden yaptığı çalışma da Safa’nın küçük yaşta başlayan hastane ve hekim deneyiminin onun tıbba yönelik ilgisini güçlendirdiğini belirtiyor. İslam Ansiklopedisi+1

Burada ilginç bir dönüşüm var:

Hastalık → hastane → gözlem → merak → bilgi → edebiyat.

Fakat bunu romantikleştirmemek gerekiyor.

“Hastalık onu büyük yazar yaptı” demek doğru olmaz. Hastalık onun hayatını zorlaştırdı; Safa ise bu deneyimi bilgiye, gözleme ve edebiyata dönüştürdü. İkisi aynı şey değil.

Çünkü her hasta insanın yaşadığı acı edebî başarıya dönüşmez. Böyle bir beklenti, hastalık yaşayan insanlara yeni bir yük de getirebilir: “Madem acı çekiyorsun, bundan büyük bir şey üretmelisin.”

Oysa insanın değerli olması için çektiği acıyı sanata dönüştürmesi gerekmez.

Toplumsal Cinsiyet Açısından Safa'nın Hastalık Deneyimi

Burada erkeklik meselesi de tartışmaya açılabilir.

Peyami Safa’nın hayatını doğrudan “erkek olduğu için şöyle davrandı” şeklinde açıklamak doğru olmaz. Ancak dönemin erkeklik normlarını düşünmek yine de anlamlıdır.

Geleneksel erkeklik anlayışında erkekten güçlü, dayanıklı, üretken ve ailesine ekonomik olarak destek olan kişi olması beklenebilir. Safa ise çocuk yaşta uzun süreli bir hastalıkla karşılaştı ve ekonomik sorumluluklarla erken yaşta tanıştı. Düzenli eğitimini sürdürememesi ve genç yaşta çalışmaya başlaması bu açıdan önemlidir. İslam Ansiklopedisi

Ancak burada kadınların deneyimini de görünür kılmak gerekiyor.

Safa’nın annesi Server Bedia Hanım, eşinin ölümünden sonra çocuklarını zor koşullarda büyüttü. Dolayısıyla bir çocuğun hastalığı yalnızca çocuğun değil, bakım veren kişinin hayatını da değiştirir. WHO’nun engellilik konusunda yaptığı değerlendirmelerde bakım yükünün çoğu toplumda ağırlıklı olarak kadınlar ve kız çocukları üzerinde bulunduğuna dikkat çekiliyor. Dünya Sağlık Örgütü

Bu nedenle kadınların deneyimini “kadınlar daha duygusal yaklaşır” gibi basit genellemelerle açıklamak yerine, bakım emeğinin toplumsal olarak nasıl dağıtıldığını sormak daha anlamlıdır.

Bir anne, hasta çocuğunun bakımını üstlenirken aynı zamanda ekonomik geçim, ev işleri ve duygusal destek sorumluluklarını da taşıyabilir.

Erkekler açısından ise çözüm odaklı yaklaşımın yalnızca “güçlü olmak” şeklinde kurulması yeterli değildir. Erkeklerin bakım emeğini paylaşması, sağlık sorunları konusunda açık iletişim kurması ve aile içindeki sorumlulukları üstlenmesi daha yapıcı bir yaklaşım oluşturabilir.
 
Üst